Seyahat

SAFFET EMRE TONGUÇ İLE “DAN BROWN JAMES BOND’A KARŞI”

13 Kasım 2015

IMG_9284İstanbul dillere destan güzelliği ile birçok filme ve birçok kitaba yıllardır konu olmuştur. Sanırım son dönemde bunların en popülerleri Dan Brown ve James Bond filmleri. Peki sizce hangisi daha başarılı 😉 Bunun cevabını bulmak için geçtiğimiz günlerde kalabalık bir grupla tarihi yarımada keşfine çıktık ve Saffet Emre Tonguç’un önderliğinde hem geçmişin hem de kahramanlarımızın ayak izlerini takip ettik.

IMG_9322

Processed with Moldiv

IMG_9305Saffet Emre’nin turlarına hiç katıldınız mı bilmiyorum ama katılmadıysanız çok şey kaçırdığınızı bilin. Hoş sohbeti, güler yüzü ve sonsuz bilgisiyle sizi o günden alıp yüzyıllar öncesine götürüp tarihi yaşatıyor. Her hikaye özel, her hikaye çok güzel. Bu keyifli gezimizin katılımcıları genelde yemek bloggerlarından oluştuğu için Dan Brown ve James Bond’un yanıa ufak bir lezzet turu da eklenmişti. Nar Lokantası’nda lezzetli bir kahvaltı ile başladık günümüze. Daha önce çok lezzetli bir akşam yemeği için gittiğim Nar Lokantası kahvaltısıyla da çok iddialı olduğunu kanıtladı. Karnımız doyduğunda artık ajan olmaya hazırdık 😆 İlk durağımız Ayasofya oldu. Bu heybetli ve büyüleyici yapının her detayında ayrı bir hikaye saklı. Hem bu detayları, hem mimarisini hem de tarihi birçok ayrıntıyı öğrenip bolca fotoğraf da çektikten sonra bir sonraki durağımız olan Yerebatan Sarnıcına geçtik.

IMG_9329 IMG_9294 IMG_9299 IMG_9315

Bakın burada kimler vaaaar 🙂 Soldan sağa: Tadında Seyahat, Harbiyiyorum’dan Salih ve Bahar, Kukla Süreyya ve minik bir Berry (ilk foto minik olduğumun kanıtıdır)

Yerebatanın o büyüleyici atmosferinde her iki kahramanımızın bu mekanda hangi alanları kullandıkları ile ilgili detayları alırken Saffet Emre’nin bitmez enerjisi ile de keyifli tarihi ayrıntıları da öğrendik. Özellikle Medusa heykelinin orada bulunma nedeniyle ilgili teoriler hepimizin çok ilgisini çekti. Dileklerimizi dileyip sarnıçda çekilebilecek her türlü fotoğrafı da çektikten sonra artık lezzet duraklarımız başladı. Tarih bayağı bir acıktırıyormuş :mrgreen:  Önce Nur Halıcısını ziyaret edip orada kıymetli halılara göz atarken afiyetle Dürümcü Mustafa’nın şiş dürümü ve Dönerci Şahin Usta’nın yaprak döneri götürüldü. Sonra da Burç Kebap’ın lahmacunu veeee Derman Çiğercisinin de ciğer şişi yenildi. Tabii yemek yerken boş durduğumuzu sanmayın sevgili Saffet Emre’nin keyifli bilgileri son sürat devam etti. Lezzet duraklarını takip ede ede kendimizi Kapalıçarşı’da bulduk. Kapalıçarşı’ya adım atmamızla birlikte ortam bir anda renklenip hareketlendi. Halılar, altınlar, değerli taşlar, kuruyemişler, boncuk ve seramikler….ve tabii çok daha fazlasını içinde barındıran Kapalıçarşı’da uzun bir yürüyüş yapmamız yediklerimizi eritmek adına da çok isabetli oldu 😛  Keyifli turumuzun finalini ise Havuzlu Restaurantta yediğimiz birbirinden lezzetli tatlılarla yaptık. Trileçe ve kabak tatlısını yiyip mutlu mutlu gülümseyerek dağıldık. Biz Gürhan ile hızımızı alamayıp birde Kapalıçarşı’nın terasını fotoğraflayabileceğimiz bir çatıya çıktık. Aslında amacımız doğrudan çatıya çıkmaktı fakat Saffet Emre bizi daha keyifli fotoğraf çekebileceğimiz bir pasaja yönlendirdi. James Bond gibi bir çatıdan diğerine atlamasak da fırtınaya karşı gösterdiğimiz direnç takdire şayandı. Fatih Belediyesinin desteği ile hazırlanan bu turdan çok büyük keyif aldık. Bizleri çok değerli bilgilerle besleyen sevgili Saffet Emre Tonguç‘a ve emeği geçen Medyaevi‘ne kocaman teşekkürler…
😉IMG_9270 IMG_9320

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply