Genel, Seyahat

PASTEL RENKLİ EVLERİYLE PORTO RECANATI

17 Şubat 2018

Hürriyet Seyahat‘te yayınlanan yazılarımı paylaşmaya devam ediyorum. Paris’teki dondurucu soğuklar biraz da olsa azalsa da hala özlemle sıcak güneşli günleri bekliyorum. Ben tam bir yaz çocuğu olduğum için yaz gelsin ve tıpkı 2017’deki gibi keyifle yeni güzel yerlere gitmek en büyük hayalim şu sıralar. Geçtiğimiz yazı çok yoğun bir şekilde gezerek geçirdik. İtalya seyahatim en keyiflilerinden biriydi. Bilinen rotaların dışına çıkıp ufak bir huzur tatili yaptık. Umbira seyahatimizi burada uzun uzun anlatmıştım, şimdi sıra sürpriz bir rotada: Porto Recanati. Renkli evleriyle ve cıvıl cıvıl sahil bölümüyle biz İtalyan’ların bu yazlık kasabasını çok ama çok sevdik….

Pastel renkli evleriyle Porto Recanati

En keyifli, en lezzetli seyahat rotalarından biridir İtalya. İtalya’yı gezme planları yapıldığında hep tercih edilen belli başlı yerler oluyor, Roma, Milano, Floransa….gibi. Ben bu sene alışılmışın dışında bir rota çizip Umbria ve Toscana’yı gezdim. Aslında gideceğimiz rota ve şehirler hep belliydi ama İtalya’da son yılların en kavurucu günlerine denk gelip sıcaktan da bunalınca “Yok biz serin bir yerlere kaçalım” dedik ve İtalyan bir arkadaşımız daha önce adını hiç duymadığımız bir yer olan Porto Recanati’yi önerdi. Internetten araştırma yaptığınızda çok bir bilgi bulamayacağınız ve sadece plaj fotoğraflarının gösterildiği yazlık bir kasabadır Porto Recanati.
İtalya’nın kuzeyinde ve Adriyatik denizinin kıyısında bulunan bu kasaba bizi gerçekten çok şaşırttı. Sadece kumsala uzanıp denize girme beklentisiyle gittiğimiz kasabanın girişi bile bizi rengarenk karşıladı. Pastel tonlarındaki evler ve zıt renklerdeki kapı ve pencereler insanı baktıkça mutlu ediyor. Rengarenk blokların ortasında parkları andıran yemyeşil avlular ve upuzun palmiyeler bulunuyor. Kasabanın iç kısımlarına girdikçe ufak butikleri, dükkanları ve restaurantları görüyorsunuz. Ama asıl hareket sahil kısımında. Tüm sahil boyu cıvıl cıvıl: bisikletleri ile dolaşan insanlar, evlerinin önüne sandalyeler kurup oturan yaşlı çiftler, masalarını sokağa çıkartıp yemek sofraları hazırlayan kalabalık aileler, köpeklerini dolaştıranlar….yazlık bir kasabada arayabileceğiniz her türlü canlılık burada var. Plaj kısmına baktığınızda bu hareketlilik ve renk cümbüşü şemsiye ve şezlonglarda da devam ediyor. Plajda her restaurantın kendine ait bir alanı var ve hepsi en canlı renkleri kullanma konusunda birbiri ile yarışıyor. Restaurantlardaki deniz mahsüllerinin ve ev yapımı makarnaların lezzetleri de anlatılmaz yaşanır. Her şey taze ve özenle hazırlanmış. Biz tatil planlarımızı bir anda değiştirince bir apart otel ayarladık ama önceden planlasaymışız bile sanırım bu kadar güzeline denk gelemezdik.
Opera Arte Suite Apartments hemen sahilde bulunuyor, en hareketli sokağa ve ilerisindeki kumsala bakıyor. Biz hemen birinci kattaydık ve gelip geçeni seyredebileceğimiz, kahvemizi keyifle denize karşı yudumlayabileceğimiz bir balkonu da vardı odamızın. Hemen karşımızda Balneare Amneris isimli bir cafe-restaurant bulunuyordu. Burada haftanın belli günleri latin dans geceleri düzenleniyor. Bu cafenin hemen biraz ilerisinde Chalet Mille Lire isimli bir başka plaj restaurant daha var. Otel anlaşmalı olduğu bu plaj restaurant veya sizin gitmek istediğiniz herhangi bir noktadaki rezervasyonlar konusunda hep yardımcı oluyor. Chalet Mille Lire diğer yerlere kıyasla biraz daha sakindi ve restauranttaki yemekler de çok lezzetliydi. Porto Recanati’de sahil boyunca keyifli yürüyüşler yapabilir veya kasabanın renklerine yaraşır pastel bisikletlerden kiralayabilirsiniz. Akşamları ise mutlaka kasabanın çok lezzetli deniz mahsüllerini deneyin. Seaside Antonio Restaurant kumsalın içindeki muhteşem manzaralı masaları ve ev yapımı patates cipsleriyle bizi mutlu ederken Circolo Della Vela veya diğer adıyla Jakuge’de kalamar ve o mekanın spesyalitesi olan Mojito Tiramisu ile bulutlara uçtuk. O kadar çok sevdik ki aynı restauranta daha sonra bir daha gittik. Atıştırmalık bir şeyler arıyorsanız dilim pizzalarına bayıldığımız Fiordi Grano tam size göre. İçeride uzun kuyruklar oluşsa da beklemeye değer olduğunu göreceksiniz. Pizza dışında mekanın diğer ürünleri de çok lezzetli.
Biz bir gün de Porto Recanati’nin yakınlarında bulunan ve denizi çok övülen Numana’ya da gitmeye karar verdik. Bu kasaba da keyifli, deniz ve kumsalı gerçekten çok güzel ama ciddi bir park ve şezlong sorunu yaşanıyor. Arabanıza bir park yeri bulmak neredeyse imkansız ve eğer şanslıysanız da kumsala varmak için uzun bir yürüyüşe hazır olun. Deniz kenarında ise bir başka süpriz ile karşılaşmanız çok olası. Çünkü çok erken bir saatte plaja gitmediyseniz şezlong bulmanız neredeyse imkansız. Şezlongların çoğu sezonluk kiralanmış ve kesinlikle sizi oraya oturtmuyorlar. Biz şezlong mutsuzluğumuzu kasabanın en çok tavsiye edilen dondurmacısında attık. Morelli aklınızın bir köşesinde bulunsun ve limonlu dondurmasını mutlaka deneyin.
Dondurmadan sonra biz sakin kasabamıza hemen geri döndük ve Porto Recanati’nin o cıvıl cıvıl sahili, lezzetli deniz mahsülleri ve pastel renkli binalarıyla çok daha keyifli olduğuna karar verdik.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply