Stil&Mekan, Yaşam

PARIS HAUTE COUTURE HAFTASI

31 Ocak 2019

Rüya gibi bir haftadan sonra merhaba. Geçtiğimiz hafta çektiğim fotoğraflarıma şöyle bir göz atıyorum ve hala daha inanamıyorum. Ben gerçekten de Paris Haute Couture haftasına katıldım. Hep böyle bir hayalim vardı; Paris’e geliyorum bir kerecik şu moda haftalarına katılsam ne güzel olurdu, diyip duruyordum ve sonunda da oldu. Mutlu ve gururluyum, benim için inanılmaz bir deneyim oldu. Ve itiraf etmeliyim ki bu tecrübeyi yaşadıktan sonra bundan sonraki moda haftalarını da artık heyecanla bekliyorum.

Ben moda sektörünü hep seviyordum ama çok fazla bilgi sahibi olduğumu da iddia edemeyeceğim. Bu bir haftalık deneyim bile hem organizasyona, hem trendlere, hem de insanların stillerine karşı bakış açımı çok değiştirdi. O özgürlük duygusunun dışa vurumu, renklerle yapılan oyunlar, alışılagelmiş şekil ve biçimlere karşı çıkış…hepsi beni çok etkiledi.

Daha önce de yazmıştım aslında bu davetler benim ilk moda haftası deneyimlerim değil. Türkiye’de daha önce birçok defileye katılmıştım ve Ekim ayında Paris Moda haftasındaki bazı organizasyonlara da davet edilmiştim ama ilk kez Haute Couture haftası ile yoğun bir tempoda geçen defilelerin hemen hemen hepsine katıldım. Şimdi hem modacılar hem de defilelerle ilgili ufak bazı bilgiler paylaşacağım ama sizleri fotoğraf bombardımanına tutmamak için yazıyı ikiye bölüp yayınlıyorum. İlk bölüm ilk gün defileleri:

LA METAMORPHOSE

İlk defilem kat kat kabarık elbiselerin, uçuşan kumaşların ağırlıkta olduğu gerçek bir Haute Couture defilesiydi. İki Polonyalı kız kardeşin tasarımlarından oluşan defile çok büyüleyiciydi. Zaten onlarda tasarımlarını sanatın, yaratıcılık ve sihirle buluşması olarak adlandırıyorlar.

MARIA ARISTIDOU

İlk gün defilelerinin en kalabalığı Maria Aristidou defilesiydi. Güney Kıbrıslı modacı Ekonomi eğitimi alırken moda tutkusunu keşfedip bu alana yönelmiş. Rahat moda anlayışını benimseyip 2016 yılına kadar hazır giyim tasarımları yaparken Paris’teki ilk defilesi ile Haute Couture dünyasına adım atmış.

PATUNA

Patuna karşımıza Ether isimli koleksiyonu ile çıktı. Ether boşluğu dolduran öze verilen eski ad ve insan vücudunu değerli bir kutu gibi sarıyor. Bu düşünce ile oluşturulan koleksiyon da kadın vücudunu mükemmel bir biçimde sarıp sarmalıyor.

BAROQCO

Günün son defilesi benim en favori defilem oldu. Ünlü mücevher markası BaroQco’nun defilesi tam anlamıyla muhteşemdi. Hollandalı bir karı kocanın 2002 yılında oluşturdukları bu marka bizi alışılmışın dışındaki tasarımlarıyla çok etkiledi. İlk günü yorgun ama çok heyecanlı ve büyülenmiş bir şekilde bitirdik. Diğer günlerin özeti ise bir sonraki yazımda….

Mekan: InterContinental Paris Le Grand

Fotoğraflar: Profesyonel fotoğraflar için Imaxtree‘ye kocaman teşekkürler, diğer fotoğraflar naçizane benim çektiklerim 🙂

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply