Genel, Kapadokya, Seyahat

KAPADOKYA MUSEUM HOTEL

27 Haziran 2016

IMG_3337

Ayağımızın tozuyla Amerika’dan geldik ve gelir gelmez yine bir seyahat için geçtiğimiz hafta yollara düştük. Instagram ve Snapchat’ten takip edenler zaten an ve an gördüler ama ben yine de Kapadokya‘da yaşadığımız hayal gibi 3 günü kısaca anlatmak istiyorum. Kapadokya zaten sihirli bir yer. Peri bacaları, muhteşem manzarası, gün doğumları ve gün batımları, müzeleri, kendine has tarihi yapılarıyla zaten sizi hemen kendine aşık ediyor. Birde bu güzel ortama keyifli bir otel de eklenince gerçek anlamda huzuru buluyorsunuz. Museum Hotel‘de kaldığımız kısacık hafta sonunda sabahın ilk ışıkları ile hep kalkmamıza rağmen hiçbir yorgunluk hissetmemiştik, hem de hala jetlag olmamıza rağmen. Gerçi İstanbul’a döndüğümde bayılıp kaldığımı ve sürekli uyuduğumu itiraf etmeliyim 😆  ama havasından mıdır suyundan mı bilmiyorum o hafta sonu enerjimizin doruklarındaydık. Museum Hotel çok özel bir mekan ve adından da anlaşılacağı gibi gerçekten de yaşayan bir müze. Birbirinden değerli antika ve sanat eserleriyle dekore edilen otelin kendisi de aslına sadık kalınarak restore edilmiş eski mağara ve yıkılmış evlerden oluşmakta. 30 odaya sahip otelin her odası birbirinden farklı. Ben şanslıydım ve en güzel odalardan birinde kaldım, banyosunda bulunan bir kubbeden adını almış olan Kubbeli oda 🙂 Banyom bile muhteşem vadi manzarasına bakıyordu. Ben camdan, balkondan ve tabii ki banyomdan manzaraya bakmaya doyamadım.

Manzaradan sonra beni etkileyen bir diğer önemli özellik ise otelin çok hayvan dostu olmasıydı. Kaplumbağaların yaşadığı minik alan bozulmadan korunmuş, paçalı güvercinler için yuvalar yapılmış ve tavus kuşları da ayrı bir bahçeye yerleştirilmişti. Hergün onların arasında dolaşarak kahvaltıya gidiyorduk 😀 Kahvaltı demişken benim favori öğünüm Museum Hotel’de kahvaltılar oldu. Sabah serinliğine aldırmadan hep dışarıda vadi manzarasına karşı kahvaltı ettik. Gözlemeler, birbirinden lezzetli peynirler zeytinler, tazecik poğaçalar, farklı farklı reçeller…..ve patlamak üzere olduğumuz için deneyemediğimiz daha neler neler.Öğlen ve akşam yemeklerini de otelin içinde bulunan Lil’a Restaurant‘ta aldık. Lil’a Restaurant menüsünde Murat Bozok‘un dokunuşlarının olduğu da not edilsin 😉

Kapadokya’ya gitme mevsimi genelde ilkbahar ve sonbahar oluyor ama biz yazı da denedik ve bence onun da ayrı bir keyfi var, en azından otelin muhteşem manzaralı havuzunun tadını doyasıya çıkarabiliyorsunuz. Ama manzara sadece havuzdan ve odalardan görünüyor sanmayın, Museum Hotel’in bir de gizli keyif köşeleri var. Her alan o kadar akıllıca değerlendirilmiş ki… Bazen köşeyi dönüyorsunuz ve iki şezlong sizi karşılıyor, bazen de rahat bir oturma grubu.

En keyiflisini de sona sakladım, balonlaaaaar♥♥♥ Genelde beni sabahın köründe öyle kolay kolay uyandıramazlar, ama Kapadokya’da her sabah saat 5de kalktım hem de büyük bir keyifle. Balon turuna gitmedim ama vadinin üzerinde rengarenk balonların görüntüsü ile büyülendim. Ben tabii sizlere bunları anlatıyorum ve fotoğraflarla tasvirlerimi desteklemeye çalışıyorum ama bence en iyisi sizler benim videomu izleyin. Neler yaşadığımı benim gözümden görme imkanınız olur ve size azıcık da olsa belki hissettiklerimi aktarabilirim. O zaman bir sonraki postta video geliyor, ama yok ben hemen bakmak istiyorum diyenler buradan YouTube kanalıma ulaşabilirler 😉

FullSizeRender(7) IMG_3366 IMG_3206 IMG_3422 IMG_3403 FullSizeRender(6) IMG_3874 IMG_3440 FullSizeRender(5) IMG_3190IMG_3407 IMG_3670 FullSizeRender(4) IMG_3719

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply