Yaşam

İZMİR

30 Kasım 2017

İnsanın ruhuna iyi gelen şeyler vardır, çay gibi, arkadaş sohbetleri gibi, bir kağıda içini dökmek gibi ya da İzmir gibi. Ben her İzmir’e gidişimde bir şeyler öğrenip, kendime ait yeni bir parça bulup dönüyorum. Bu sefer dostluğu görüp daha çok güçlenmeyi öğrendim. Yaşadıklarımız hep hayatımızı dengeliyor. Yeni bir şeyi kendimize kattığımızda eski bir şeyleri de yitiriyoruz. Belki hayatımızdaki görevleri sona eriyor, bize katacaklarını katmış olup yollarına devam etmeleri gerekiyor. İzmir beni bu sefer çok sarstıysa da yine yeni bir şeyler öğretmeyi de başardı. Özlemişim Karşıyaka’da gezmeyi, lise arkadaşlarımla dertsiz tasasız vakit geçirmeyi, sabahlara kadar öz kardeşim kadar yakın insanla oturup konuşmayı ve ağlamayı. Halbuki eskiden hep gülerdik, daha az sorunumuz daha az derdimiz vardı. Ne zaman büyüdük ve hayat bu kadar zorlaştı bilmiyorum ama yine birbirimizin elinden tutup destek oluyoruz, tıpkı eski günlerdeki gibi. O nedenle bana İzmir hep iyi geliyor. Çocukluğumun o saf ve masum hali hala orada saklı, hayatın özellikle çıkar ve yalan dolu olduğu bu zamanda sanırım en kıymetlisi bu oluyor. Bu yazı da tam bir içini dökme yazısı oldu ama bana iyi gelen ikinci şey de yazmak, o nedenle kusuruma bakmayın 😉

 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply