Fransa, Genel, Seyahat

EURODISNEY PARIS

27 Mart 2019

Kışın Paris’in kasvetli gri havasına en iyi gelen şey rengarenk bir Disneyland seyahati. Havanın dondurucu soğuğuna aldırmadan, kar kıyamet demeden koyulduk yola. Ben taşınırken Paris’e çok ender kar yağar demişlerdi, tam Disneyland gezimiz öncesine tabii ki o ana da denk geldik 😀

Benim Disney’e ikinci gidişim, ilki yıllar önce kardeşim Paris’e taşındığı zamanlarda olmuştu. İşin ilginç yanı bu sefer bana Disneyland nedense bir küçük geldi, ama eğlenceli oyuncaklarından, renkli şovlarından pek bir şey eksilmemiş. Yine çocukluğuma dönerek keyifle gezdim ve eğlendim.

Bu seferki gelişimde ufak bir farklılık daha oldu; ilkinde ne kadar roller coaster varsa hepsine binmiş sonra ortalıklarda leyla gibi dolaşmıştım. Şimdi Vertigo sorunum olduğu için 0-6 yaş oyuncaklarla avundum. O nedenle oyuncak tavsiyelerimi eski ve yeni deneyimlerim olarak paylaşacağım.

Disneyland’a ayak bastığınız an buranın büyüsüne kapılıyorsunuz. En çok sorulan sorulardan biri ne kadar zaman ayırmak gerekiyor oluyor, cevabı buradaki eğlenceleri ne kadar yaşamak istediğinizle alakalı. Disneyland Paris’e uzak o nedenle bir bakayım çıkayım denilecek bir konumda değil. Park iki farklı bölümden oluşuyor. Eğer çocuklarınız için geliyorsanız en güzeli bir gece de otelde kalıp bir gününüzü oyun parkına ikinci gününüzü film stüdyolarına ayırmak olur. Oyun parkında hem gösteriler, hem karakterlerle fotoğraf noktaları, hem bir sürü restaurant, hem de birbirinden farklı ve eğlenceli oyuncaklar mevcut. Benim favorim sanırım “It’s a small world”: Small World’ü bir Venedik havasında geziyorsunuz. Kayıklara binip dünyanın her ülkesini canlandıran bebeklerin şarkıları eşliğinde minik bir dünya turu yapıyorsunuz. Bazılarına çok çocukça gelecek ama ben bu renkli dünya turunu çok seviyorum. İkinci sevdiğim ve aksiyon da içeren Star Wars bölümü oldu. Üç boyutlu gözlüklerinizle geminin içindeymiş gibi hissedip heyecanlı kovalama ve savaş sahnelerine tanık olacaksınız. Bu üç boyutlu bir deneyim olduğu için küçük çocuklar için de bir tehlike oluşturmuyor. Bir başka etkilendiğim oyun alanı ise şu sıralar kapalı olan korku evi. Niye kapalı, tadilat mı yapılıyor bilmiyorum ama umarım sizler ziyaret ettiğinizde açılmış olur çünkü burası bayağı bir etkileyiciydi. Daha giriş kısmındaki asansör ve sonra göreceğiniz yansımalı hayalet balo salonu bana wow dedirtmişti. Korku demişken Karayip Korsanları ile devam edelim. Yine tekneli ama karanlıkta gezmeli bir maceraya hazır olun. Özellikle kışın Disneyland’a gidiyorsanız burada ilikleriniz ısınacak çünkü sıcak bir alan ama klostrofobiniz varsa burası biraz rahatsız edici. Dar bir alan olduğu için değil daha çok yerin bayağı bir altına ve karanlığa gittiğiniz için size rahatsızlık verebilir. Açık ve ferah alanları tercih ederseniz uyuyan güzelin kalesinde mutlaka fotoğraflar çektirin. Burası bir numaralı Instagram fotoğraf noktası, foto çekilmeyeni dövüyorlar haberiniz olsun.

Disneyland’ın bir başka renkli fotoğraf noktası da Alice Harikalar Diyarı. Burası aslında bir labirent ve içinde dolanıp duruyorsunuz, bazen karşınıza renkli karakterler çıkıyor bazen çıkmaz bir yolla karşılaşıp gittiğiniz tüm yolu geri dönüyorsunuz. Kimse kapmadan Alice’in çay saati masasına hemen koşup fotoğraf çekilin, geç kalırsanız kuyrukta beklersiniz. Benim en sevdiğim şey renkler olduğu için Dönen Fincanlara da bayılıyorum. Çılgınca dönüp aynı çarpışan arabalardaki gibi kendinizi hissedebilirsiniz, tek farklı burada çarpışma yok bolca baş dönmesi var 😀 Ama vertigoma rağmen ben kötü olmadım o nedenle çok hassas değilseniz bu eğlenceyi de kaçırmayın. Yine renk severlerin bayılacağı bir ev alternatifi de Pinokyo’nun evi. Çok sevimli ve mutlu edici, daha çok ufak yaştaki çocuklara hitap ediyor ama benim gibi abidik gubidik şeyleri seviyorsanız bu eve de bayılacaksınız. Disneyland anlat anlat bitmez ama ben kısaca en sevdiklerimi özetlemeye çalıştım. Bu saydıklarımın dışında daha bir sürü oyuncak ve eğlence alanı bulunmakta. Roller coasterlar konusunda sizleri uyarmam gerekiyor, arka arkaya bindiğiniz zaman serseme dönüyorsunuz o nedenle azıcık dikkat, çünkü adrenalin dolu oyuncaklar dışında daha bir sürü güzellikler var Disneyland’da.

Bu kadar gezme ve tozma sonrasında insan doğal olarak çok acıkıyor. Ben oradaki hamburgerci kuyruklarına gidip uzun bir süre bekledim ve maalesef çok da lezzetli olmayan fast-food’larla karnımı doyurmak zorunda kaldım. Bu nedenle siz siz olun ve Disneyland’ın randevulu restaurant servisinden yararlanın. Fiyatlarda bir değişiklik oluyor mu bilmiyorum ama özellikle yoğun sezonda oyun parkını ziyaret edecekseniz saatlerce kuyrukta beklemek pek mantıklı olmuyor. Sizleri Disneyland’daki dükkanlar konusunda da uyarmalıyım. Hepsi çok pahalı amaaaa çok güzel. Ben her gittiğim dükkanda inanılmaz güzel şeyler buluyorum ama açıkcası dünyanın parasını vermek de pek mantıklı gelmiyor.

Veee son olarak Disneyland’ın en önemli anı kapanıştaki geçiş töreni. Nasıl sizi açılışta rengarenk kostümleri ve danslarla karşılıyorlarsa kapanıştaki geçiş töreninin çok daha güzel olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Tüm karakterlerin olduğu ve finalinde havai fişeklerle sona eren Disneyland gecesi sizlerde çok güzel anılar bırakacak…

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply